Programlı Hücre Ölümü Mucizesi

Hayatın her aşaması özel bir yaratılışın ürünüdür; tesadüfi, başı boş, amaçsız hiçbir nokta yoktur. Canlılığın yoktan var edilmesi gibi ölümü de yaratılmıştır. Bu bölümde hücrelerimizde gerçekleşen bir mucizeye tanık olacağız. Hücrelerin ölümünde ne kadar hayranlık uyandıran bir sistem olduğunu göreceğiz. Bu vesileyle evrimcilerin hayatı anlamada nasıl dar görüşlü olduğuna bir kez daha şahit olacağız. Hayatla beraber ölüm de tesadüfün değil, yüce bir aklın ürünüdür.

Canlılarda hücre ölümleri genel olarak 2 tiptir. Bunlardan ilki yaralanmalar neticesinde hücrenin şişip patlayarak ölmesidir. Diğeri ise bilimsel adı apoptozis olarak bilinen programlı hücre ölümüdür. Bu ölüm türünün programlı olarak adlandırılması her aşamasının adeta son derece zekice planlanmış gibi olmasındandır. Bu tip bir ölümün gerçekleşmesi için pek çok gen ve enzim görevlendirilmiştir. Programlı hücre ölümü, hayatın devamı için son derece önemlidir. Örneğin her gün 500 milyar kan hücresi bu yolla öldürülür.

programli olum mucizesi
Bir binanın yıkımında görevli olan araçlar tesadüflerin eseri olarak meydana gelebilirler mi? Tıpkı bunun gibi hücremizi sistemli bir şekilde yıkan moleküllerden yapılma araçlar tesadüfen meydana gelemezler. Her hücrenin ölümü bir binanın yıkımı gibi neticeler doğurur. Vücudunuzda pek çok hücre sistemli olarak yıkılır ve yerine yenileri yapılır. Yıkılan hücreler vücut için tıpkı resimdeki binanın yıkımı gibi kargaşaya sebep olur. Neticede, hücrenin ölümünde özel bir düzenleme olmazsa diğer sağlıklı hücreler zarar görür. Ancak Allah Kuddüs isminin tecellisini bizde gösterir ve vücudumuz bu yıkımın olumsuz tesirinin etkisinden kurtulur.

 

Programlı Ölüm Sistemi Nerelerde Kullanılır?

Bu sistemin canlılık için çok önemli işlevleri vardır. Embriyo gelişiminin organ oluşumu safhalarında, hücre bölünmesi ve hücre ölümü beraber çalışır. Tıpkı bir heykeltıraşın sanatlı eserler meydana getirmesi gibi Allah gerekli hücreleri öldürerek bizler için organlar yaratır.

Mesela parmaklarımızın oluşumu bu yolla olur. Bazı hücreler ölür ve ölen hücreler diğer hücreler tarafından yenir. Ölümler de tam da olması gereken yerde gerçekleşir ve neticede işlevsel düzgün parmaklara kavuşuruz. Beyinde nöronlar arasında sinaps denilen boşluklar vardır. Bunun için de fazla olan hücrelerin elenmesi gerekir. Burada da apoptozis devreye girer.

programli olum mucizesi programli olum mucizesi
Parmak oluşumu  ve organ oluşumunda apoptozis görev alır. Hangi hücrenin intihar etmesi gerektiğine kim karar verir? Elbette bu derece şuurlu seçim Allah’ın dilemesi ile gerçekleşir.

programli olum mucizesi
Organlarımızın oluşumunda  hücre ölümü ve bölünmesi beraber çalışır. Bir heykeltıraş çoğu zaman yalnızca varlıkların dış yüzünü sanatlı bir biçimde “şekillendirirken“ Allah bizim bütün vücudumuzu en ince detayına kadar 3 boyutlu bir görünümde şekil verir. Bir heykeltıraş nasıl ki intizamı bozacak dış yüzeyi yontar; programlı hücre ölümü mucizesi ile intizamı bozacak hücreler yok edilir. Hiç bir heykel tesadüfi olarak meydana gelemeyeceği gibi bütün heykellerden daha detaylı şekillere sahip olan canlılar elbette tesadüfen meydana gelemez. Onları Allah yaratır.

Allah’ın şekil ve suret veren olduğu gerçeği bir Kuran ayetinde bildirilmiştir:

“O Allah ki, yaratandır, kusursuzca var edendir, 'şekil ve suret' verendir. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O'nu tesbih etmektedir. O, Aziz, Hakimdir . “(Haşr Suresi, 24)

Apoptozis, savunma sisteminin düzenlenmesinde de son derece önemlidir. T lenfositler adlı savunma hücreleri timüs adlı vücudumuzun bir bölgesinde üretilirler. Oradan da kana karışarak vücudu koruma görevine başlarlar. Ancak T lenfositlerin doğru bir şekilde üretildiklerinden emin olmak çok önemlidir. Sağlıklı hücreleri hedef alacak olan bir T lenfosit, vücudu korumak yerine onun düşmanı olur. Bunun için de T lenfositler kana karışmadan önce test edilir ve düzgün çalıştığından emin olunduktan sonra gönderilirler. T lenfositlerin hatalı olduğu tespit edildiği takdirde apoptozis yoluyla imha edilir.
programli olum mucizesi
T-Lenfositler zarar görmüş veya virüs bulaşmış hücreleri tanıdığı zaman ölüm sinyalleri yollarlar ve hücrenin kontrollü ölümünü başlatırlar. Böylece zarar görmüş hücrelerin kanserli olması ve virüs bulaşmış hücrelerin hastalığı diğer hücrelere yayması engellenir.

Apoptozis plasentanın gelişiminde de önemlidir. Hamilelik sırasında plasentada trofoblast adlı hücreler rahim bölgesine istila ederler. Bu hücreler annenin kan damarlarını tekrar biçimlendirmekte görevlidirler ve sağlıklı bir hamilelik için yardımcı olurlar. Bunun için son derece kontrollü bir hücre bölünmesi ve ölümü gereklidir. Burada da apoptozis devrededir.

Apoptozis ayrıca hücre stresine bağlı olarak oluşturulan iç sinyallerle de olur. Hücresel stres, radyasyon, bazı kimyasallardan veya virüs bulaşmasından kaynaklanabilir. Ayrıca büyüme hormonu azlığı ve de oksidatif stres neticesinde de apoptozis olabilir. Bu iç sinyaller neticesinde, hücre programlanmış ölüm yaşar ve bünyeye zararlı hücre bir nevi intihar denilebilecek bir olayla imha edilir. Şüphesiz programlı hücre ölümleri canlının sağlığının ne kadar detaylı bir koruma altında olduğunu gösterir. Konuyu anlatan bilimsel eserlere bakıldığında hücrenin intiharı gibi ifadeler görülür. Kendini feda etmek olarak gözüken bu yaklaşım, evrimci izahla açıklanması mümkün değildir. Hayata, bireylerin hayatta kalma ve birbirlerini ezme mücadelesi olarak bakan evrimciler, bu hayranlık uyandıran “kendini feda etme gerçeği“ karşısında yenilgiye uğramışlardır.

Hücrenin Ölümünü Neler Tetikler?

 

programli olum mucizesi
Hücre ölümü çok farklı sebeplerle harekete geçebilir. Enfeksiyona uğrayan hücreleri tanıyan T lenfositler hücrenin ölümünü tetikleyebilirler. Radyasyon, kimyasallar ve virüslerden oluşan hücresel stresten kaynaklanan iç sebepler de hücre ölümünü başlatabilirler. Kuşkusuz vücudun sağlığı için zararlı hücrelerin ayıklanması ve de bunların kendilerini feda etmesi etkileyici bir önlem ve fedakarlık örneğidir. Bu etkileyiciliğin kaynağı şuursuz atomlardan oluşan şuursuz moleküller değildir. Moleküllerde tecelli eden üstün ahlak vasıfları Allah’ındır.

 

Hücre Ölümünün Aşamaları

programli olum mucizesi
Hücre ölürken çok aşamalı bir plan devreye girer. Hücre iskeletini oluşturan aktin ve lamin proteinlerinin bölünmeleri ile hücre küçülmeye başlar (Resim A). Hücre çekirdeğinde ise kromatin bozulur ve çekirdek yoğunlaşır. Pek çok hücre ölümünde çekirdek at nalı şeklini alır (Resim B). Hücre gittikçe küçülür (Resim C). Makrofajların yutmasına imkan verecek şekilde paketlenir. Makrofajlar bu sayede düzenli ve temiz bir şekilde paketlenmiş hücre artıklarını ortadan kaldırırlar. İşin ilginç yanı bu paketlerin yüzeyleri makrofajların onları tanıyabilmesine imkan veren bir dönüşüme uğrar. Örneğin fosfoditilserin birimleri normalde hücrenin içindeyken dış yüzeyine gelir. Apoptozisin son aşamalarında zar kabarcıkları ve bazen de küçük veziküller gözlenir (Resim D).

Apoptozisin Moleküler Detayı

Apoptozis genel olarak 2 yolla gerçekleşir. Bunların ilki dışardan gelen emirle başlayan ölüm süreci, diğeri de hücrenin içinden gelen ölüm emri ile olur. Her ikisinde de pek çok protein, enzim, gen ve organel görev alır. Son derece akılcı stratejiler devreye sokulur ve hücrenin ölümü güvenli ve düzenli bir şekilde gerçekleştirilir.

Ölüm Makineleri Kaspazlar

Hücresel ölümde en önemli görevlilerden biri kaspaz denilen enzimlerdir. Kaspazlar hücre yapısal proteinleri ve enzimleri parçalarlar. Ayrıca hücrenin diğer sindirim enzimlerini de harekete geçirirler. Zincirleme bir reaksiyon başlar ve bu enzimler DNA’yı parçalayan enzimleri aktif hale geçirirler. Yani kaspazlar hücrenin bir nevi ölüm makineleridir. Bu makinelerin kontrolü de son derece hassas bir şekilde yapılır. Çünkü son derece etkili olan bu makineler her an hücreyi dağıtma imkanı taşırlar. Dolayısıyla ne zaman devreye gireceklerinin kararı çok önemlidir.

programli olum mucizesi
Kaspazların bir kısmı diğer kaspazları harekete geçirirken, diğerleri de farklı protein ve enzimleri yok etmekle görevlidir. Kaspazlar tıpkı makasın kağıdı kesmesi gibi hücredeki ve çekirdekteki yapı proteinlerini ve enzimlerini parçalayarak etkisiz hale getirirler.

programli olum mucizesi
Hücre çekirdeğindeki nükleozomların parçalara bölünüşünü gösteren resim. Kaspazlar normal şartlarda aktif olmayan CAD enzimlerini harekete geçirirler. CAD enzimleri bu sayede DNA’yı küçük parçalara ayırabilirler .Kaspazlar ayrıca DNA’nın tamirinde görevli olan enzimlerden PARP’ı engellerler. Böylece DNA küçük parçalara ayrılır.

Dışarıdan gelen sinyallerin hücrenin anlayacağı dile çevrilmesi gerekir. Bunun için başlı başına bir harika olan özel alıcılar yaratılmıştır. Bunlar hücrenin zarında bulunup dışarıdan gelen ölüm sinyallerine duyarlıdırlar.

Ölüm Almaçları

Hücre dışından gelen ölüm sinyallerini algılayıp içeri aktarmak için yaratılmış alıcılara ölüm almaçları denir. Çeşitli tipleri vardır. Ölüm sinyalini taşıyan madde, alıcıya bağlandığında alıcılar uyarılır. Daha sonra ölüm alıcıları kümelenirler. Bu kümelenme sinyalin gücünün artırılmasına sebep olur. Alıcıların hücre içine bakan yüzünde ise değişiklikler olur ve bunun neticesinde alıcının bu bölgesine çeşitli proteinler bağlanır. Zincirleme işlemler neticesi oluşan bu yapıya ölüm makineleri olan kaspazlar bağlanırlar. Kaspazlar bu sayede aktif hale getirilir. Aktif hale gelen kaspazlar diğer kaspazları harekete geçirir ve böylece hücre ölümü başlamış olur. Bütün bu sistemin parçaları aynı amacı gözetir. Bu zincirleme yapı birden var olduğu sürece anlamı vardır. Aksi halde sistem işlevsizdir.
programli olum mucizesi
Nasıl ki gözümüz ruhumuzun dünyaya açılan penceresidir, onunla dış dünyadan haberdar oluruz, aynı onun gibi Allah hücrelerimizi ölüm sinyallerine duyarlı almaçlarla donatmıştır.


programli olum mucizesi
Hücrenin ölümü dışarıdan gelen sinyallerle gerçekleşebilir. Bunun olması için hücrede ölüm sinyalini algılayan bir alıcı gereklidir. Pek çok parçadan meydana gelen bu almaçlar sistemin bütününde küçük bir nokta olmakla beraber kendi başına çok komplekstirler.

Hücre İçerisinden Gelen Emirlerle Programlı Hücre Ölümü

Hücrenin ölümü hücresel stres, radyasyon, bazı kimyasalların varlığı, virüs bulaşması, büyüme hormonu azlığı ve de oksidatif stres, DNA’daki oluşan hasarlar gibi çeşitli durumlarda dışarıdan gelen emirle başlatılmaz. Ölümün hücrenin yararına olan süreçler neticesinde değil de böyle tehlikeli durumlarda devreye girmesi dikkate değer bir durumdur. Bu fayda gözeten tedbirleri, şuursuz atomlar elbette alamaz. Fayda, zarar nedir bilmeyen moleküller, bunu değerlendirip uygulamaya sokamaz. Böyle üstün bir sistemi hücrenin içine yerleştiren Alemlerin yüce Rabbi olan Allah’dır. Hücrenin içerideki karışıklıklar neticesinde ölümünde mitokondrinin merkezi bir rolü vardır.

 

Hücrenin İçinden Gelen Öl Emri ve Mitokondri

Mitokondriyi çoğu insan sadece bir tür enerji santrali olarak görür. Ancak mitokondrinin aynı zamanda hücrenin yaşam veya ölümünde kritik bir rolü vardır. Mitokondriden salınan iki farklı molekül hücre içindeki ölüm emrini başlatan protein üzerinde iki farklı etkiye sahiptir. Bunlardan biri programlı ölümünü başlatırken diğeri buna engeler olur. Hücrenin enerji ihtiyacını karşılayan bu organelde, hücrenin ölümü ile ilgili sistemin de olması etkileyici bir durumdur. Ölüm ve yaşamın bu derece iç içe olması ve hatasız bir şekilde yönetilmesi olağanüstü tedbir gerektiren bir durumdur. Bu ince hesaplamayı doğasında şuursuzluk bulunan tesadüflerin yapamayacağı ise açık bir gerçektir.

Bilim adamları bir protein ailesinin üyelerinin mitokondri yüzeyinde karşılaştıklarını ve henüz aydınlatılamamış bir mekanizma ile sitokrom-c salınımının kontrolü için yarışmaya girdiğini tespit ettiler. Bu yarışın neticesine göre sitokrom-c salınır. Sitokrom-c’nin salımı ile de zincirleme bir reaksiyon tetiklenerek hücrenin ölümü başlar.

programli olum mucizesi
Mitokondriyi çoğu insan yalnızca solunumdaki rolü ile bilir. Ancak mitokondri hücrenin ölümünde de önemli görevleri vardır. Hücrenin içinden gelen ölüm emri neticesinde mitokondrinin yüzeyinde delikler oluşur. Reaktif oksijen türleri neticesinde oluşan iç hasarlar hücrenin içindeki özel bir sistem ile algılanır. Bu da mitokondrinin yüzeyinde bulunan BCL-2 proteinin Bax adlı bir başka protein ile etkileşime girmesine sebep olur. Bunun neticesinde ise mitokondrinin yüzeyinde delikler oluşur. Bu deliklerden Sitokrom-c adlı moleküller salınır. Sitokrom-c molekülleri Apaf-1 adlı başka proteinlerle etkileşir ve  apoptozom adlı özel bir molekül meydana gelir. Apoptozomun görevi ise Kaspaz-9 adlı molekülü aktif hale çevirmektir. Kaspaz-9’un aktif hale geçmesi ile zincirleme bir reaksiyon meydana gelir ve diğer başka bazı kaspazlar aktif olur ve hücrenin ölümü adım adım gerçekleşir.

Sonuç

Programlı hücre ölümü son derece detaylı bir yaratılışla meydana gelir. Şu ana kadar ki araştırmalar çok sayıda yapının bu işte görevli olduğunu ortaya koymaktadır. Birbirinden farklı bu molekülleri ortak bir amaç doğrultusunda hareket ettirmek elbette ki kendisinden habersiz, şuursuz ve kör olan tesadüflerin yapabileceği bir iş değildir. Bu süreç son derece hassas bir düzen gerektirir. Örneğin sistemin üyerlerinden biri olan p53 adlı proteindeki düzen buna bir örnektir. Kanserli hastaların yaklaşık %50’sinde bu proteini kodlayan gende mutasyon tespit edilmiştir. Dolayısıyla böyle bir sistemin kademe kademe gelişemeyeceği açıktır.

Ölüm de hayat gibi Allah’ın özel bir yaratışıdır. Nitekim bu gerçeği, Allah
O, amel (davranış ve eylem) bakımından hanginizin daha iyi (ve güzel) olacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstün ve güçlü olandır, çok bağışlayandır. “(Mülk Suresi, 2)
ayeti ile bildirmiştir. Programlı hücre ölümü olarak adlandırılan bu mucizevi sistem bütün hücrelerimizin içine yazılmış, içinde tesadüfe yer olmayan bir organizasyon harikasıdır. Pek çok molekül ortak bir amaç doğrultusunda bir işçi gibi çalışır, kimya mühendisi gibi diğer molekülleri tanır ve kendilerine biçilen rolü eksiksizce yerine getirir. Sistemin bütün parçaları eksiksiz ve mükemmel çalışır, aşama aşama gelişme gibi bir durum da söz konusu değildir. Örneğin kaspaz molekülleri ölüm makinesidir ama hücrenin sağlığı için normal şartlarda etkisiz bir şekilde tutulur. Ölüm makineleri ve onların kontrolünü sağlayan yapıların birbirine ihtiyacı vardır. Bu da evrimcilerin savunduğu tesadüfler eseri meydana gelme ve kademe kademe gelişim iddiasının mümkün olmadığını bir kez daha gözler önüne serer. Bütün canlılar ve O’nun içindeki harika sistemler Allah’ın vicdanlı kulları için yaratılış delilidir.

Kaynak:

Apoptozis (Programlı Hücre Ölümü), Ergün Pınarbaşı, Moleküler Biyoloji Editörler: Ahmet Yıldırım, Fevzi Bardakçı, Mehmet Karataş, Bahattin Tanyolaç, Protein Sentezi ve Yıkımı, Nobel Basımı kitabı, Sayfa 424

Apoptozis (Programlı Hücre Ölümü), Ergün Pınarbaşı, Moleküler Biyoloji Editörler: Ahmet Yıldırım, Fevzi Bardakçı, Mehmet Karataş, Bahattin Tanyolaç, Protein Sentezi ve Yıkımı, Nobel Basımı kitabı, Sayfa 446-453
TNFR1, CD95 ve TRAIL olarak bilinen çeşitleri vardır.

Apoptozis (Programlı Hücre Ölümü), Ergün Pınarbaşı, Moleküler Biyoloji Editörler: Ahmet Yıldırım, Fevzi Bardakçı, Mehmet Karataş, Bahattin Tanyolaç, Protein Sentezi ve Yıkımı, Nobel Basımı kitabı, Sayfa 446-447

Hay, B. A., Huh, J. R., and Guo, M. The genetics of cell death: Approaches, insights and opportunities in Drosophila. Nat. Rev. Genet. 5, 911-922 (2004)
Hücrenin ölümü için kaspazların anahtar rolde olduğunu gördük. Bu moleküller tıpkı bir makasın kağıdı kesmesi gibi belli proteinleri keserler. Ancak kaspazların aktif hale geçmesi için belli bazı kaspazların aktif hale geçmesi gerekir. Bu kaspazlardan Kaspaz-9 normal şartlarda hücrede aktif değildir. IAP adlı başka proteinler de ayrıca bu kaspazları inaktif halde tutarlar. Kaspazların aktivasyonu görüldüğü gibi detaylı bir korumaya tabidir. Böyle bir koruma Allah’ın bizim için özel bir tecellisidir. Kaspaz-9’un aktif hale gelmesi ve IAP proteinin engelinden kurtulması için normalde hücrenin solunumunda kullanılan mitokondri adlı bir organel kullanılır.

Apoptozis (Programlı Hücre Ölümü), Ergün Pınarbaşı, Moleküler Biyoloji Editörler: Ahmet Yıldırım, Fevzi Bardakçı, Mehmet Karataş, Bahattin Tanyolaç, Protein Sentezi ve Yıkımı, Nobel Basımı kitabı, Sayfa 438
Mitokondri’den salınan SMAC/DIABLO proteinleri IAP proteinlerini engellerken; sitokrom C adlı molekül ise kaspaz-9 ‘un aktif olmasını sağlar. Dolayısı ile bu salınımın kontrol altında tutulması gerekir. İşte bu kontrol BCL-2 ailesi proteinlerince gerçekleştirilir. BCL-2 ailesinin bir kısmı hücreyi ölüme sürüklerken bir kısmı ise bunu engellemeye çalışır. Bu ailenin üyeleri mütokondrinin yüzeyinde karşılaşır ve henüz aydınlatılamamış bir mekanizma ile sitokrom-c salınımının kontrolü için yarışmaya girerler. Bunun neticesinde ise ya sitokrom-c salınır ya da salınmaz. Bu son derece karmaşık sistemin detaylarını anlatmak bile bu kadar zorken, sistem tesadüfen olmuştur nasıl denebilir?

Apoptozis (Programlı Hücre Ölümü), Ergün Pınarbaşı, Moleküler Biyoloji Editörler: Ahmet Yıldırım, Fevzi Bardakçı, Mehmet Karataş, Bahattin Tanyolaç, Protein Sentezi ve Yıkımı, Nobel Basımı kitabı, Sayfa 438
Bu görevli moleküller arasında şunlar bulunur:

  • Fas, Trail, TNF (Almaç ve Ligandlar)
  • BCL-2 Ailesi Proteinler (yaklaşık 12 tane)
  • Kinazlar

             RIP3, CAP, AKT, PKA, MapK

  • Mitokondri Proteinleri

  VDAC, ANT, Sitokrom C, AIF, SMAC

  • Proteazlar
  • Kaspazlar (yaklaşık 13 tane)

  Granzim, Kalpain

  • Kaspaz Düzenleyicileri

  IAP/Survivin (5 tane), APAF-1

  • Transkripsiyon Faktörleri

  P53, myc, Nur77

  • Diğerleri

  FADD, TRADD, DAD1

Apoptozis (Programlı Hücre Ölümü), Ergün Pınarbaşı, Moleküler Biyoloji Editörler: Ahmet Yıldırım, Fevzi Bardakçı, Mehmet Karataş, Bahattin Tanyolaç, Protein Sentezi ve Yıkımı, Nobel Basımı kitabı Sayfa 454