Proteinlerdeki Kalite Kontrol Sistemi ve Allah’ın Yıkım Sanatından Bir Örnek

Hayat, yaratılışı ve ölümüyle beraber büyük bir mucizedir. İnsanlar genellikle yoktan yaratılışa dikkat ederler. Ancak var olanın bozulması ve yıkılması da büyük mucizeler barındırır. Nitekim Allah bir ayette

O, amel (davranışve eylem) bakımından hanginizin daha iyi (ve güzel) olacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstün ve güçlü olandır, çok bağışlayandır. (Mülk Suresi, 2)

buyurmaktadır.

Canlılığın en önemli yapıtaşlarından biri proteinlerdir. Proteinler aminoasitlerin biraraya getirildiği son derce kompleks yapılardır. Bilim adamları herhangi bir proteinin bile tesadüfen oluşmasının imkansız olduğunu matematiksel olarak ispatlamışlardır. Hücrelerimizde proteinin üretimi başlı başına bir mucizedir. Pek çok farklı molekül elele vererek proteinlerin üretiminde görev alırlar. Bu yönüyle proteinleri fabrikaların ürünlerine benzetebiliriz. Ancak yakın zamanlarda çok ilginç bir gerçek ortaya çıkmıştır. Hücrelerin içinde tıpkı fabrikalarda olduğu gibi kalite kontrol sistemi de bulunur. Kalite kontrol sistemi proteinlerin doğru bir şekilde üretilip üretilmediğini kontrol eder. Zira hatalı bir yapı çok çeşitli hastalıklara sebep olabilir. Ayrıca, zamanla proteinler bozulmaya da uğrarlar. Bu durumda, bozulan proteinlerin ortadan kaldırılması gerekir.  Aksi halde biriken bu proteinler hücreyi işlevsiz hale getirir. Hücrelerimizde bu tehlikelere karşı son derece ilginç bir sistem yaratılmıştır.

 

protein-art
Proteinler, hürede ribozom adlı fabrikacıklarda peptid adlı bağlarla bir araya getirilir. Daha sonra bu proteinler şaperon adlı başka moleküllerce 3 boyutlu şekilleri verilir. Ayrıca proteinler ribozomdan sonra da çeşitli kimyasal işlemlerden geçirilerek son hallerini alırlar. Bu haliyle hücrelerin üstün bir üretim tesisi gibi görev yaptığı gözükür. Ancak bunun yanında hücrede kalite kontrol sisteminin de olduğunun keşfi apayrı bir mucizeyi haber verir. Bir fabrikada kalite kontrol sisteminin yerleştirilmesi orada biliçli ve şuurlu insanların iş yaptığını gösterir. Hücrede de bunun olması üstün bir akıl ve şuur olduğunu gösterir.

Sistem kısaca şöyle işler. Ubukitin adlı 76 aminoasitten oluşan küçük bir protein bozuk proteinleri etiketler. Etiketlenen bu proteinler hücrede imha edilmesi gereken protein anlamına gelir. Etiketli proteinler apayrı bir mucize olan proteozom adlı bir moleküle götürülürler. Proteozomlar da proteinleri keserek küçük parçalara ayırırlar. Bu kesim neticesinde aminoasitler tekrar kullanılmak üzere hücreye verilirler. Böylece hasar görmemiş aminoasitlerden tekrar faydalanılır. Görüldüğü gibi kalite kontrolünün yanında mükemmel bir geri dönüşüm sistemi de bulunur. 3 Bilim adamı keşfettikleri bu müthiş mekanizma sayesinde 2004 yılında Nobel Kimya Ödülünü kazandılar.

 

protein-degradation
Bozulmuş proteinlerin imha edilmesinde mükemmel bir sistem devreye girer. Ubukitin bağımlı protein imha yolu olarak da bilinen bu mekanizmada bozulmuş proteinler ubukitin adlı küçük bir proteinle işaretlenir. Etiketlenmiş proteinler proteozom adlı moleküler bir teknoloji harikası makineye yönlendirilirler. Bu makinede bozuk proteinler küçük parçalara ayrılırlar. Ubukitin de protein olmasına rağmen ona dokunulmaz ve böylece etiket molekülü tekrar kullanılmak üzere hücreye geri verilir. Bütün bu adımlar şuurlu bir müdahale gerektirir. Bu şuur ise moleküllerin kendisine ait değildir. Allah bu sistemle sanatının harikalıklarını gösterir.

 

recycling
Hücremizde muazzam miktarda protein üretilir, bunlar zamanla bozularak, işlevsiz hale gelirler. Bu proteinlerin yıkımı önemli bir sorundur. Bunun gerçekleşmediği durumlarda ciddi hastalıklar ortaya çıkar. Ancak hücrelerimiz bu tür proteinlerin yıkımı için uygun sistemlerle donatılmıştır.

 

avcilar-geri-donusum
Geri dönüşüm kutularına, kullanmadığımız çöpleri atmak önemli bir çevre bilincidir. Hücrelerimizde bozulan proteinler proteozom adlı çevre dostu öğütücüye yollanır. Hücrelerdeki bu bilinç kimin eseridir? Moleküllerdeki bu duyarlılık tesadüfleri ilah edinen evrim teorisinin yüzeyselliğini ortaya koyar. Öğütücü kutulara benzeyen proteozom adlı kompleks molekül bozuk proteinleri küçük parçalarına ayırarak hücreye gerir verir. Böylece hücre gereksiz çöplerin biriktiği bir yer olmaz.

Proteozomun Yokluğu Ölüme Sebeptir Gelişmeye Değil

 

0890-3670-050509-26-1-2
Proteozom moleküllerden yapılan bir imha makinesidir. Pek çok alt birimden oluşan bu harika yapı, etiketli bozuk proteinleri imha eder. Ancak kendisi de protein olan etikete dokunmaz.

Proteozomlar proteinlerin yıkıldığı yerdir. Pek çok altbirimden oluşur. Şuurlu bir geri dönüşüm cihazı gibi davranır. Bozuk olan proteinleri aminoasitlerine kadar parçalar. Onların bu görevleri son derece hayatidir. Örneğin hücre döngüsünde görev yapan proteinlerin, proteazomlarca yıkımı engellendiğinde kansere yol açabildiği görülmüştür. Dolayısıyla eksiklikler ölüme sebep olur, gelişmeye değil.

Görüldüğü üzere hücredeki kalite kontrol sistemi olağanüstü detaylar barındırır. Bu sistemde çok farklı moleküller elele verirler. Hepsi ortak bir amaç için biraya gelirler. Bu noktada çok önemli sorular ortaya çıkar. Bir proteinin bozulmuş olup olmadığını bir başka protein nasıl bilebilir? Bozulduğunu anladığında O’nu bir etiketle işaretleme tekniğini nasıl geliştirebilir? Bu etiketli bozuk proteini imha makinesine nasıl yönlendirir? İmha makinesi etiket hariç geri kalan kısmı nasıl olur da en küçük parçalarına kadar böler? Bütün bu soruların cevabı gücü herşeye yeten Allah’ın yaratmasıdır. Bu tür örneklerle O’nun sanatının sonunun olmadığını ve gücünün herşeye yettiğini görürüz. Tesadüfleri ilah edinen evrim teorisi ise moleküller arasındaki bu yardımlaşmayı, organizasyonu ve ortak bir amaç gözeten tavrı açıklayamaz. Tesadüf hiç bir şey yapamayacağı açık olan içi boş aciz bir kavramdır.

Sonuç:

Hücreler sayısız faktörün etkisi ile sürekli bozulmaya uğrar. Canlılar bu tehlikelere karşı sayısız koruyucu sistemle beraber yaratılmıştır. Bu sistemlerde pek çok parça bir arada çalışır ve müthiş bir organizasyonla hareket ederler. Koruyucu sistemlerin nasıl çalıştığı DNA’da yapılan bilinçli mutasyonlarla anlaşılır. Mutasyonlar neticesinde meydana gelen işlev bozuklarının olumsuz etkileri ilgili parçanın hangi görev için yaratıldığını gösterir. Koruyucu sistemlerin hiç olmadığı bir durumda ise canlı savunmasızdır. Bunun neticesinde canlı çok hızlı bir şekilde ölür.

Canlılarda koruma sistemlerinin yanında hücre tamir mekanizmalarıyla da donatılmışlardır. DNA ve proteinleri tamir etmekle görevli moleküller son derece çalışkan bir şekilde ve işinde uzman işçiler gibi ilgili yapıları tamire çalışırlar.

Ancak bazen hücre o kadar yoğun tahribe uğrar ki, tamir mekanizmaları da etkisiz kalır. Böyle bir durumda bu hücrenin ölümü canlı için en faydalı neticedir. Çünkü kontrolsüz yapılar canlının tamamen ölmesine sebep olur. Ne ilginçtir buna karşı da mucizevi bir sistem yaratılmıştır. Canlılığı hayatta kalma mücadelesi olarak gören evrimcl bakış açısına ters bir şekilde ilgili hücrenin kendisi fedakar bir karar alır. Ve kendini canlının yararına feda eder. Bu mucizenin adı programlı hücre ölümü diğer adıyla Apoptozis mucizesidir.

Kaynak:

Moleküler Hücre Biyolojisi, Prof. Dr. Hasan Veysi Güneş, Kaan Kitabevi(2003) 1. Baskı , Sayfa 356

Biology, Neil A. Campbell, Jane B. Reece, Benjamin Cummings – Pearson Education, Sixth Edition: Türkçe Çevirisinden: Biyoloji, Neil A. Campbell, Jane B. Reece, Altıncı Baskıdan Çeviri, Palme Yayıncılık, Ankara 2006, Sayfa 368