Oksijen, Serbest Radikaller ve Kontrolü

20. yüzyıl şehirleşmenin hızla ilerlediği bir yüzyıl oldu. Şehirler endüstrileşmeyle beraber iş imkanlarının çokluğu, kültür, sanat ve bilimin merkezi olması neticesinde birer çekim merkezi olmuş ve milyonlarca insanın barındığı büyük yerleşim merkezleri meydana gelmiştir. Bununla beraber şehir planlamacılığı önemli bir araştırma konusu da olmuştur. Ulaşım, çevre kirliliği, enerji, sağlık, güvenlik gibi sayısız ihtiyaç için en doğru çözümler aranmıştır. Neticede Paris, Londra, Dubai ve Roma gibi medeniyetin gelişmiş örnekleri meydana gelmiştir. Ancak dünyada bütün bu şehirlerden daha ileri örnekler vardır. Bu modern şehirler sizin hücrelerinizden başkası değildir. Hücreler bilim adamlarının da itiraflarıyla insanoğlunun karşılaştığı en ileri teknoloji harikalarıdır.
oksijen
Allah güzel şehirleri rahmetinin bir tecellisi olarak bize nasip etmiştir. Bize düşen bu güzel nimet karşısında Allah’a teşekkürdür.

Ancak muhteşem medeniyet merkezleri olan hücrelerimiz adeta diken üstünde durmaktadır. İçlerinde sayısız tehlike barındırmaktadır. Bu tehlikelerin başlıcaları serbest radikal denilen deyim yerindeyse “terörist gruplardır”. Kontrol altında tutulmadığında serbest radikaller son derece tehlikeli olurlar.

Hücrelerimiz ihtişamlı birer sanat eseridir. Uzay çağını andıran bir şehirleşme barındırırlar. Bu şehirlerin içinde sayısız bina ve yollar vardır. Her bir bina vazifesine göre özel döşenmiştir. İçinde sayısız kompleks teknolojik alet barındırmaktadır. Günümüzde ateist felsefelerden zemin bulan kötü ahlakın toplumda kök bulmasıyla şehirlerimizde çeşitli terörist saldırılar olmaktadır. Örneğin bir bomba sayısız cana ve maddi tahribe sebep olmaktadır. Bu tahribin sırf maddi telafisi için bile büyük emek ve para harcanmaktadır. Yıkılan, yanan binalar ve yollar özel bir çaba ile eski haline getirilmeye çalışılmaktadır. Yapmak zor ama yıkmak kolaydır. Normal şartlarda Allah’ın sayısız rahmet tecellisi olmazsa hücrelerimizde de benzer bir durum bulunur. Çünkü son derece organize olan hücredeki yapılar sayısız saldırıya maruz kalmaktadır. Bu saldırganların başlıcaları "serbest radikaller"dir.
oksijenoksijen
Terör yıkım ve acı getirir. Yapmak zor ama yıkmak kolaydır. Örneğin yukarıdaki tarihi bina yapımı yıllar almıştır. Ancak bunun yıkımı tek bir bomba ile çok kolaydır. Hücrelerimizde Allah’ın sayısız rahmet tecellisi olmazsa bozulmaya uğrayacak şekildedir. Hücremizde dev ve özel işlenmiş moleküller olan proteinler, DNA ve enzimlerin üretimi her aşaması özel bir dikkat gerektirir. Bunların her türlü tehlikeden korunması gerekir. Çünkü fiziki şartlar onları bozmaya yöneliktir. Bunların en başlıcaları serbest radikal adlı son derece saldırgan moleküllerdir. Serbest radikaller DNA, RNA, protein ve yağ molekülleri için tam bir bomba niteliğindedir. Böyle bir ortam kademe kademe gelişmeye değil, kademe kademe bozulmaya sebeptir. Evrimciler bu gerçeği konu hakkında bilgisi olmayan insanlardan saklamaya çalışırlar. Bu dürüst bir tutum değildir. Allah’ın yaratışını inkar etmek için bu kadar düşük bir ahlak göstermek hiçbir insana yakışmaz.

Serbest Radikaller

 

Serbest radikaller kararsız moleküllerdir. Kendi başlarına duramazlar. Diğer atomlarla bir araya gelip bileşikler oluştururlar. Serbest radikaller kararlı hale geçmek için elektrona ihtiyaç duyarlar. Bu da onları son derece aktif yapar.

Serbest radikaller çok çeşitli biçimlerde ortaya çıkabilir. Solunum, X ışınları, virüsler, ilaçlar, stres, yaralanma, sigara, hava kirliliği bunlardan bazısıdır. Serbest radikallerin başlıca saldırdığı moleküller DNA, RNA, protein, yağlar ve karbonhidratlardır. 1 , 2 Bu moleküller ise hücrenin temel yapıtaşlarıdır.

Serbest radikallerin bozucu özelliği çok şiddetli olabilmektedir. Örneğin DNA’nın tek veya çift zincirini kırabilirler. Bilgiyi kodlayan harfler olan bazları değiştirebilirler, harflerin dayandığı temel yapı malzemesi olan şeker moleküllerine saldırabilirler. Serbest radikaller protein zincirini de kırabilir, proteinin görevlerini yapmaya yarayan bölgelerini oksitleyebilir ve farklı proteinleri birbirine bağlayabilirler. Ayrıca hücre zarında görevli moleküllere de saldırabilirler. 3

oksijen
Serbest radikaller hücre zarına ve hücre zarında bulunan proteinlere, ayrıca DNA ve hücre içindeki proteinlere saldırarak tahrip ederler. Dolayısıyla serbest radikallerin kontrol altında tutulması çok önemlidir.

Serbest Radikaller Nasıl Meydana Gelir?

Serbest radikallerin oluştuğu yerlerin başında hücrelerimizin solunum merkezi olan mitokondriler gelir. Oksijenin mitokondrilerde enerji temini için hayati görevleri vardır. Ancak oksijen bu aşamalarda çok tehlikeli ara ürünlere dönüşür. Bu ara ürünler kontrol altında tutulmadığında hücrede çok büyük tahribata sebep olurlar. Hücre bu açıdan patlamak üzere olan bir bomba gibidir. Sırf bu bile evrim teorisinin mantıksızlığını göstermek için yeterlidir. Solunum sistemi son derece kompleks bir süreçtir. Her bir aşaması müthiş bir detay barındırır. Ancak bir kontrol mekanizmasının yokluğunda bu enerji hücre için felaket anlamına gelir.

oksijen
Kontrolsüz güç, güç değildir. Var olanı yıkar. Solunum sırasında ortaya çok tehlikeli ürünler çıkar. Bunların kontrolü olmazsa her hücremiz Çernobil nükleer santralindeki facia gibi yıkıcı zararlarla karşılaşır. Bu da hayatın sonu anlamına gelir.

 

Hücre solunumu sırasında oksijen son derece tehlikeli ara ürünlere dönüşür. oksijenBu ara ürünler arasında süperoksit ve hidroksil radikalleri bulunur. Solunumda kullanılan oksijen zamanın yüzde beşinde süperoksit  haldedir. 4 Bu tehlikeli ara ürünlerin  kontrolden çıkması hücre için felakete sebep olur. Canlıların kademe kademe geliştiğini iddia eden evrimcilerin bu gerçekleri iyi düşünmesi gerekir. Normalde olması gereken de budur. Ancak bu tehlikeye karşı Allah özel bir koruma sistemi yaratmıştır.

 

Antioksidan Mucizesi

 

Normal şartlarda son derece tehlikeli olan bu maddelere karşı koruyucu enzimler görevlendirilmiştir. Enzimler, serbest radikalleri zararsız ara ürünlere çevirmekle görevlidir. 5 Bu iş için görevli moleküller bilimsel adları katalaz, süperoksit dismutaz (SOD) ve glutatyon peroksidaz olan enzimlerdir. Bu moleküller hücre için son derece önemli önlemler alırlar. Örneğin katalaz, hidrojenperoksit ara ürününü daha az zararlı su ve oksijene çevirir.
oksijen oksijen
Nükleer reaktörlerde temizleme işlemi için görevli işçiler son derece özenli davranırlar. Benzer şekilde SOD, katalaz ve glutatyon peroksidaz adlı enzimler de solunum sırasında oluşan tehlikeli ara ürünleri daha zararsız ürünlere çevirmek için özenli davranırlar.

Ayrıca enzimler dışında vitamin E, vitamin C, β-karoten ve glutatyon adlı moleküller de serbest radikallerin kötü etkilerini gidermek üzere görevlendirilmiştir. 6

Antioksidanlar Evrimi Yalanlar

 

Her bir zararlı serbest radikal için ayrı ayrı koruyucu moleküller oluşu vücudumuzda yoğun bir tedbir faaliyetinin olduğunu gösterir. Şuursuz olan tesadüflerin ise böyle tedbirleri düşünemeyeceği açıktır. Evrimci kaynaklarda demagoji ile harika özellikleri olan bu koruyucu moleküllerin tesadüfen oluştuğu iddia edilmektedir. Bunun hiçbir bilimsel delili yoktur. Çünkü sayısız hastalık göstermektedir ki sistemdeki küçük bir eksiklik ya da hata -örneğin SOD’un eksikliği- canlıların ölümüne sebeptir. Diyelim ki her ne kadar matematiksel olarak imkansız da olsa bu enzim tesadüfen ortaya çıksın. Bunun da hiçbir önemi yoktur. Çünkü zaten hücrelerimizde hergün yüzbinlerce protein organize bir şekilde üretilmekte ve yüzbinlercesi de bozulmakta ve yıkılmaktadır. Tüm bu süreçler kontrol altında tutulması sonucu anlamlıdır. Tesadüfen oluştuğu iddia edilen bu protein de neticede yıkılacaktır. Tek bir proteinin kendisine göre uçsuz büyüklükteki hücrede ve sayısız tehlike karşısında yetersiz kalacağı da ortadadır. Dolayısıyla proteinlerin bilgisinin olduğu genetik sistemin, ayrıca bu genetik sistemi uygun zamanda harekete geçirecek kontrol sisteminin ve enzimin hücrede uygun miktarda kalmasını sağlayacak yapının da hep beraber yaratılması gerekir.

Moleküler seviyede olan bu durumu günlük hayattan şu örneğe benzetebiliriz. Modern bir araba gördüğünde evrimciler sadece arabanın tesadüfen meydana geldiğini öne sürmezler, aynı zamanda bu arabayı üreten bilim adamlarının, mühendislerin, fabrika ve içindeki işçilerin, arabanın trafikte doğru bir şekilde hareket edip etmediğini kontrol eden trafik polislerinin, arabada oluşan arızaları gidermekle görevli teknik servisin ve kullanılamayacak hale geldiğinde gönderildildiği geri dönüşüm merkezlerinin de tesadüfen meydana geldiğini iddia ederler. Hiçbir delili olmayan bu iddianın artık ortaokul çocuklarını bile kandıramayacağı açıktır.

 

oksijen oksijen
Enzimler yüksek teknolojili cihazlara benzerler. Matematiksel olarak tesadüfen oluşmaları imkansızdır. Modern bir araba gördüğünüzde bunun tesadüfen olamayacağını bilirsiniz. Ancak hücredeki durum bundan çok daha ileridir. Çünkü hücrelerde enzimlerin bilgisinin yazılı olduğu bir ansiklopedi, üretimin yapıldığı tesis, üretimin kontrolü ve oluşacak hatalarda bunların tamiri sistemi ve bozulmanın kaçınılmaz olduğu durumlarda da doğaya tekrar çevre dostu olarak kazandırılması için gereken sistemler de vardır. Bunların tekinin bile eksikliği sistemin ölümle sonuçlanmasına yol açar. Tıpkı modern bir araba ve onun üretiminin yapıldığı fabrika tesadüfen oluşamayacağı gibi antioksidanlar ve antioksidanların varlığı için gerekli bütün diğer sistemler de tesadüfen meydana gelemez. Onları Allah üstün sanatının tecellisi olarak yaratır.

Sistemin Kontrolü

Serbest Radikallere karşı antioksidan enzimlerinin durumu hastalığa karşı uygulanan ilaçlara benzer. Antioksidan enzimlerinin doğru zamanda doğru miktarda olması da çok önemlidir. Bunun için hayranlık veren akıl dolu bir sistem yaratılmıştır.

Hücrenin içinde akıllı algılayıcı moleküller yaratılmıştır. Bunlardan OxyR adlı molekül hidrojen peroksit adlı serbest radikali algılamaya programlıdır. Hidrojen peroksitle uyarılan bu molekül DNA’ya gider ve tam da bu molekülün sebep olduğu zararları gidermeye yarayan antioksidan enzimlerinin üretimini başlatır. 7
oksijen
Ofislerde çalışan görevliler orada bulunan eksiklikleri algılar ve bunları uygun bir şekilde gidermeye yönelik işler yaparlar. Örneğin ortam kirlenmişse temizlerler, ısı azalmışsa kaloriferi açarlar, odanın havası kötüleşmişse pencereleri açarlar. Hücrelerimizde de sağlığımız için sürekli çalışan fedakar moleküller vardır. OxyR adlı molekül hücrede serbest radikal oluştuğu zaman buna karşı önlemleri içeren sistemleri devreye sokar.

İkinci bir algılayıcı molekül de SoxR adlı devriye gezen alıcı moleküldür. Bu molekül süperoksit adlı serbest radikali tanır. Bu tehlike karşısında bir başka molekülün üretilmesine sebep olur. Bu ileriyi gören bir seçimdir. Çünkü üretilen bu molekül serbest radikalin zararlarını gidermeye yarayan pek çok enzim ve sistemin üretilmesini başlatır. 8

Serbest Radikaller Evrime Değil Ölüme Sebep Olur

 

Antioksidan enzimlerinin varlığı evrim teorisini çökertmek için yeterlidir. Çünkü bunların yokluğu gelişime değil hastalıklara ve ölüme sebep olur. Örneğin bilimsel adı amiyotrofik lateral skleroz olan bir hastalıkta genetik mutasyon sebebiyle SOD enzimi bozuktur. Bu sebepten görevini yapamaz. Bu da kimi sinir hücrelerinin ölümüne sebep olur. Bu hastalık ölümcüldür. 9 Görüldüğü üzere ortam şartları kademe kademe gelişime değil yıkıma sebeptir. Evrimciler canlılığın tesadüfen kademe kademe meydana geleceğini ileri sürerler. Ancak değil kademe kademe gelişim, mükemmel son halden tek bir sapma bile ölümle neticelenir. Bu anlamsız umutları hiçbir bilimsel bulguyla da desteklenmez.

Serbest radikaller sayısız hastalığın kaynağıdır. Örneğin kanser, kalp krizleri, kansızlık, kronik iltihaplanmalar, katarakt, Parkinson ve Alzheimer gibi merkezi sinir hastalıkları bunlardan yalnızca bazısıdır. 10

Evrimciler olağanüstü antioksidan sistemi karşısında çaresiz durumdadırlar. Nitekim bu çaresizlikleri konuyu anlatan evrimci kaynaklarda açıkça gözükmektedir. İçinde bulundukları durumu demagoji ile geçiştirmeye çalışmaktadırlar. Oksijenli ortamda antioksidan sisteminin yokluğu durumunda bireyin yaşayacağı tek son eninde sonunda ölümdür. Nitekim antioksidan sisteminin mükemmelliği bilimsel bir makalede şu sözlerle belirtilmiştir:

Vücutta sofistike bir antioksidan savunma sistemi vardır… 11

Elbette sofistike diye tabir edilen sistemleri Allah yaratır. O’nun gücünün sınırı yoktur. Tesadüfler üstün nitelikli sistemler geliştiremezler.

Akıllı Bir Silah olarak Serbest Radikaller

 

Serbest radikallerin sağlığımız için son derece önemli olduğu açıktır. Ancak bu tehlikeli madde vücuda giren düşman canlılara karşı da kullanılabilir. Nitekim makrofaj ve nötrofil adlı savunma hücreleri serbest radikallerin tahrip gücünü bilircesine bunları bir silah gibi ustaca kullanırlar. Ürettikleri serbest radikallerle saldırgan organizmaları öldürürler. 12 , 13 , 14
Böyle dahiyane bir sistemi şuursuz moleküllerde Allah tecelli ettirir.

oksijen
Nötrofil adlı savunma hücreleri serbest radikalleri vücudun savunmasında saldırgan bakterilere karşı kullanırlar. Serbest radikallerin tehlikeli bir madde olduğunu ve bunun bir silah gibi kullanılabileceğini bu minik savunma hücreleri nereden bilirler? Elbette onlara bunu ilham eden Allah’dır.

Çok Aşamalı Tedbirler Yaratılış Delilidir

 

Şaşılacak derecede üstün olaylar bununla da sınırlı değildir. Antioksidanların çabalarına rağmen oluşacak zararlara karşı tamir sistemleri yaratılmıştır. Bu tamir sistemleri DNA, protein ve yağlarda oluşan zararlar için farklıdır. 15 Bunlar da apayrı bir mucizedir. Bunların tesadüfen oluştuğunu öne sürmek için ciddi bir şuur bulanıklığı gerekmektedir. Tahribin çok yoğun olduğu ve serbest radikallerden oluşan baskının çok yoğun olduğu durumlarda ise programlı hücre ölümü devreye sokulur. Görüldüğü gibi her aşaması apaçık bir şuur, zeka, üstün bir kudret gerektiren bir yaratılışla karşı karşıyız. Allah bu detaylı sistemle bize gücünün sonsuz olduğunu ve sanat içinde sanat yarattığını göstermektedir.

Sonuç

 

Serbest Radikaller, antioksidanlar, tamir sistemleri, programlı hücre ölümü ve savunma sisteminde serbest radikallerin bir silah gibi kullanılışı mevcut ortam şartlarının evrimcilerin hayal ettiği gibi gelişime değil, yıkıma sebep olduğunu gösterir. Bütün bu sistemlerin tümü Allah’ın açık varlığının delilleridir.

Kaynak:

1 BECKMAN KB AND AMES BN. The free radical theory of aging matures. Physiol Rev 78: 547–581, 1998. (related pages 552,553)

2 Oxidative stress: the paradox of aerobic life, Kalvin J.A. Davies, Biochem. Soc. Symp. 61,  1-31 (1994), ilgili sayfa 6

3 BECKMAN KB AND AMES BN. The free radical theory of aging matures. Physiol Rev 78: 547–581, 1998. (related pages 552,553)

4 Nindl, G. Hydrogen peroxide – from oxidative stressor to redox regulator. CellScience 1(2): 1-12, 2004.

5 Lippincott’s Illustrated Reviews: Biochemistry 3rd edition, Pamela C. Champe, Richard A. Harvey, Denise R. Ferrier Türkçe Çevirisinden: Biyokimya Sayfa 146

6 Droge W. Free radicals in physiological control of cell function. Physiol Rev 2002;82:47-95, ilgili sayfa 50

7 Dynamics of the Bacterial Chromosome, Wolfgang Schumann, Wiley-VCH (2006), Sayfa 361-362

8 Dynamics of the Bacterial Chromosome, Wolfgang Schumann, Wiley-VCH (2006), Sayfa 362-363
SoxR algılayıcı proteinin ürettiği molekülün adı SoxS’dir. Bu protein DNA’ya giderek Süperoksit Dismutaz enzimleri, Hücre Zarı Pompaları gibi çeşitli sistemlerin üretilmesini sağlar. Bu çok zekice sistemin işe yarayabilmesi için bütün halinde var olması gerekir. Bu da sistemin kademe kademe gelişemeyeceğinin açık ispatıdır.

9 Review of Medical Physiology, William F. Ganong, 20. Edition  Türkçe Çevirisi: Tıbbi Biyoloji, Nobel Kitabevi 20. Baskıdan çeviri, William F. Ganong, Sayfa 502

10 Oxidative stress: the paradox of aerobic life, Kalvin J.A. Davies, Biochem. Soc. Symp. 61,  1-31 (1994), ilgili sayfa 2

11 Pendyala G, Thomas B, Kumari S. The challenge of Antioksidants to free radicals in periodontitis. J Indian Soc Periodontol 2008;12:79-83
İlgili Metnin İngilizcesi:
“The body has a sophisticated Antioksidant defense system…”

12 Review of Medical Physiology, William F. Ganong, 20. Edition  Türkçe Çevirisi: Tıbbi Biyoloji, Nobel Kitabevi 20. Baskıdan çeviri, Sayfa 500-502

13 Oxidative stress: the paradox of aerobic life, Kalvin J.A. Davies, Biochem. Soc. Symp. 61,  1-31 (1994), ilgili sayfa 4

14 Molecular Biology Of The Cell, Bruce Alberts, Alexander Johnson, Julian Lewis, Martin Raff, Keith Roberts, and Peter Walter, Garland Science, Taylor & Francis Group, 4th Edition, Sayfa 1459.

15 Oxidative stress: the paradox of aerobic life, Kalvin J.A. Davies, Biochem. Soc. Symp. 61,  1-31 (1994)